Kaygı-O. Kadın Olmak

Patlamış dudağının kenarındaki kuruyup kararmış kan pıhtısını, ıslattığı peçetenin ucuyla silmeye çalışırken ,aklında hep aynı soru dolaşıyordu:
“Nasıl oldu da bana vurmasına izin verdim?”

Fakültedeyken ders çıkışlarında arkadaşlarıyla buluşup, saatler boyunca siyaset,felsefe ve sanat konuştukları ;her günün sonuna doğru yeni devrim statejileri planladıkları ,kıyı kenarına kurulmuş, tıpkı işleten Rahmi Bey gibi oturaklı ve sabık olan kahvehanelerden birinde tanışmıştı Selim’le.
Tanıştıkları andan itibaren pek ilgisini çekmeyen Selim’le, onun tam zıddı sessiz ve içine kapanık hali nedeniyle, selamlaşmak ve ara sıra hal hatır sorup, hocaların ve fakültenin gidişatı hakkında üstün körü laflamak dışında ciddi bir konuşma geçmemişti aralarında.
Zaten bu tür kalabalık arkadaş toplantılarında herkesle tek tek konuşmak ,hele de bir konuyu enine boyuna tartışmak pek mümkün olmazdı.Çünkü ne zaman bir kaç kişi bir konu hakkında tartışmaya başlasa, dışardan birileri muhakkak müdahale eder ,ya konu başka taraflarıyla ele alınıp amacından şaşar ya da konunun asıl sahiplerinden biri sıkılıp başka bir grubun konuşmasına dahil olurdu.
Selim’le ilk kez yapacakları uzun ve aralıksız konuşma ise bambaşka bir güne denk düşmüştü.
Şimdi düşününce eğer o sabah annesinin tüm tembihlerine ve masanın altından ayağıyla attığı küçük tekmelere rağmen, babasının aşırı tutucu sözlerine dayanıp bağırmasaydı,öfkeyle evden çıkmasaydı,derse gitmekten vazgeçmeseydi,havanın buz gibi oluşuna aldırmadan kıyıdaki kahvehanelerden birinin bahçesine oturmasaydı, Selim’le hiç konuşmamış olacağı ihtimali gezinip kalbinin en kırık yerine oturdu.
Babasına karşı evinde takındığı sessiz ve ağırbaşlı evlat rolüyle, dışarıda ki toplantılarda kadının doğası gereği erkeğe mecbur olduğu görüşlerini savunan; en sosyalist, en marksist geçinen arkadaşlarıyla, aile ve evlilik kurumlarını tartışırken takındığı feminist tavır nedeniyle çelişiyor ve bu çelişkinin içinde hapsolduğunu hissediyordu.
İşte tam bu düşüncelere dalmış bir çözüm ararken hissetti Selim’in elini omuzunda.Kafasını kaldırdığında ,O’na gözlüklerinin arkasından bakan bu adamın gözlerindeki sıcaklığı ve gülüşündeki aydınlığı farketmiş,aylardır nasıl olduda bunların dikkatini hiç çekmemiş olduğuna şaşırmıştı.
O gün, akşama değin ,başbaşa sohbet ettiği bu silik adamın fikirleri ,belki içinde kaybolduğunu hissettiği çelişkiler yüzünden; belki de sözleri kalabalıkta kaynayıp gitmediği için ,çok ilgi çekici gelmişti.
Başbaşa geçirdikleri uzun günden sonra değişen ilişkileri ortak arkadaşlarının gözünden kaçmamış ama grubun önde gelenleri haricinde kimseden önemli bir tepki almamıştı.Mücadelesini verdikleri ortak fikrin bileştirdiği bireylerin birbirlerine cins ayrımı güderek bakmaları, diğer tüm topluluklarda olduğu gibi, kendi küçük topluluklarında da hoş karşılanmıyordu.Yine de, belki Selim’in henüz aralarında yeni olması belki de kimsenin önemsememesi nedeniyle, sert ya da yıkıcı tepkiler almamışlardı.Aksine arkadaşlarının ikisinin bir araya gelmeleri zaten beklenen bir şeymiş gibi davranmalarına şaşırıyor ama ikiside şaşkınlıklarını birbirleri haricinde kimseye belli etmiyorlardı.Sorun yaşamıyor olmak bir nevi işlerine geliyor ,onlarda çevrelerine uyum sağlıyorlardı.
Saatlerce oturup siyaset konuşmak aşk mıdır diye sordu kendine.Yepyeni bir soruymuş gibi irkilerek ve hakikaten bir cevap arayarak.Yaşadıklarından sorumlu olduğunu bilecek kadar zeki bir kadındı ama dile kolay 2 ay olmuştu neredeyse ve kendini,yaşadıklarını, sorgulamaktan başka birşeye gücünün olmadığını hissediyordu.
Yüzüne çarptığı buz gibi su, derisinin altına geçip ,kanına karışmıştı sanki.Banyodan çıkıp ışığı kapadı.Karanlıkta 11 yılın vermiş olduğu alışkanlıkla koridorun sonundaki odaya doğru, hiçbir yere çarpmadan ,ilerlemeye başladı.Tokmağı hafifçe çevirip araladı kapıyı.Karanlığın içinde dağılan loş ışığın altında uyuyan siyah saçlı kızın üzerini örtüp, sessiz adımlarla, çıktı odadan.
5 yıl önce kızı doğup odayı onun için hazırladıklarında;sık sık gittiği panellere,konferanslara hazırlanabilmesi ve yürüttüğü araştırmalarına evden de çalışmaya devam edebilmesi için kilerden bozdukları çalışma odasına doğru aynı alışkanlıkla yürümeye başladı.
Bir yıl önce Kadın Hareketi çalışmaları tüm zamanını alıp odadan neredeyse nadiren dışarı çıkmaya başlayınca,ara sıra dinlenmek için, Çukurcuma’daki bir eskiciden edindiği döşemesi incelen koltuğa kıvrıldı.Sol yanağının koltuğun kenarına değip içine derin bir sızı salmasıyla aniden fırladı yattığı yerden.Işığı açtı.Başta gözleri kamaşmışsada bir süre sonra ışığa alışmış ve atrafındaki nesneleri seçebilmeye başlamıştı.Aynada gördüğü sol elmacık kemiğinin üzeri kırmızı noktalarla doluyordu yavaş yavaş.
“Moraracak.”diye geçirdi içinden.İçinden geçtiği anda ise buna ne kadar alışmış olduğunu farketti.Kocaman bir öfke patladı içinde.Gözlerinden sicim gibi boşalan yaşlara aldırmadan hızla çıktı odadan.Koridorun sonundaki odaya doğru yöneldi hızlı ve sert adımlarla.
Daha 2 ay evvel herşeyin normal oluşu ,şimdiyse mücadelesini verdiği davaya ihanet edercesine yaşadığı sözlü ve fiziksel şiddete katlanışı,çocuğunu böyle berbat bir ortamda normal bir ailedeymiş gibi büyütme çabası,işte bunların hepsi belirginleşip büyüdü aklında.
Panellerde, toplantılarda bıkmadan usanmadan anlattıkları,bugüne dek tanıyıp bilinçlendirmeye çalıştığı tüm eğitimsiz kadınlar,kocasının,babasının elinden kurtardığı gencecik kızlar,küçüçük kızların üzerinden bir sürü adam geçtiği halde tecavüzü meşru ve kabul edilir hale getiren devletle girdiği mücadeleler, kadınları doğaları gereği anne ve eş olmaya mecbur bırakan sözde duyarlı aydınlarla yaptığı tartışmalar geçti gözlerinin önünden.
Bunca savunduğu fikirlere rağmen;yaşadığı ülkede tek başına bir kadın olmaktan daha da fenası kapıyı açıp kocasıyla yüzleşmekten ,beter bir dayak daha yemekten korkuyordu.
Sessiz adımlarla kıvrıldığı koltuğa geri döndü.Sırtı ve sol bacağının arka kısmı ,döşemesi incelmiş koltuğun neredeyse çıplak demirlerine değip, ağrıdığı için sağ tarafını dönüp uyumaya çalıştı. Tüm bunların yanında birde aklında dolaşan kaygı vardı.Yarın yaralarını nasıl bir yalanla örtbas edecekti?
Didem Çelik
08.03.2011 /Kıbrıs

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s