Erkekler Bilmezler.

Bir kadın bakıyor ya uzaklara,pek kimseye belli etmeden ama farkedilmeyi umarak bazen.Gözlerine biraz hüzün ve umut sokuşturmaya çalışıyor ya,işte tam o anda aklından uçuşuyor asıl meseleler…

Pek bilmez kimse ,o anlarda o kadınların ,ilk kez geldikleri şehrin en kalabalık sokağında,bilmeden hiçbir yeri ,uzunca dolandıktan sonra,sessiz bir gündüz barı bulup sokağa açılmış masasında ,tek başına dalıp gitmek istemediklerini.Muhtemel önlerinde mevsime inat buz gibi bir birayla…

Mesela o kadınlardan biri ,aklında hala ,az evvel biten ilişkisinden kalan bir kaç cümle ile,”devam etse miydik?,etsek yapabilir miydik?” sorularıyla,söylediği son cümlenin  yetersiz kaldığını neden o an farkedemediğinin  merakıyla,malesef tek başına oturup birasından bir yudum alıyor olabilir.

Pek kimse bilmez ama o kadın,belki de şu ana dek, hayatında ilk defa Sezen Aksu’nun bir şarkısına değdiğini anlamamış  olabilir.Mesela az evvel bir yerde tesadüf edip de  ‘tutuklu’ dediğinde Sezen Aksu ,”hah bu işte,benim meselem tam da bu!” demiş olabilir.Muhtemel yaşı tutmamıştır şarkının ilk patladığı zamanlarda aşık olmaya…

Aslında her kadın içinden geçirir.Kaymak gibi olsam der,şöyle sıcacık bir erkeğin elinde yavaş yavaş aksam aksam…Ama aksine erimeden,bitmeden çoğalsam…

Filmlerde çünkü sessiz ve yavaştır sevişmeler.Erkekler sevdikleri kadınları  uzun uzun izleyerek öperler.Sanırım ellerinde akan kadını hemen terketmek istemezler.Bundan dolayı pek kimse bilmez ama çoğu(her) kadının o sahnelerde içi bambaşka şeylere gider,akar,diner…

Erkekler bilmezler ama çoğu kadının dünyasını muhakkak bir zaman durdurmuşlardır farkında olmadan.Kadın belki de sıkılmadan usanmadan bekleyecek gibi görünür ya hep uzaktan ,bir zaman gelir ve hayat illaki dank eder.İşte o zaman vazgeçerler  durmuş dünyanın içinde yaşamaktan.Belki de sadece yaşayanları farkkettiklerinden ,başlarlar durmayan dünyanın yeni sahibesi gibi gülmeye ve aldanmaya yine yine yine.Erkekler pek bilmezler ama sahiptirler bu inanılmaz güce.

31 Mayıs 2011

Kıbrıs

Advertisements

gölge 3

Yataktan kalktı.Oturma odasına doğru ilerlerleyip yere savrulan giysileri toplamaya başladı.Önce iç çamaşırlarını sonra pantolonunu giydi.Üzerine geçirdiği her giysiyle dün gece biraz daha belirginleşiyordu…Mutfağa geçip buzdolabının kapağını açtı.Uzun süre boş boş bakmış olmalı ki adamın ‘Dışarda yeriz.’ demesiyle irkildi.Dolapta yarısı yenmiş beyaz peynirden başka şey yoktu zaten.Sürahiyi çıkarıp raftan bir  bardak aldı.

Çantasını alıp banyoya geçti.Kirpiklerini boyadı sonra dudaklarını.Saçlarını her zamanki gibi sol omzunun üzerinde biriktirdi.Küpelerinin yokluğunu henüz farketmemişti.

Kapının önünde yere oturmuş ayakkabısını bağlayan adamın yanına çöktü.Bağlamasına yardım etti,adam beğenmedi,çözüp kendi bildiği gibi bağladı.Gülüşmediler.

Asansöre bindiler.Adam yüzünü kapıya kadınsa adamın sırtına döndü,adamın o’na dönüp birşey demesini bekleyerek.

Arabaya bindiler.Konuşmadılar.Kadın birçok şey anlatıyordu içinden.Sevdiği rengi,bu sabah gördüğü laleleri,futboldan anlamadığını ama sevdiğini,kaygılarını…

gölge 2

Banyodan gelen seslere kulak kabarttı.’Traş oluyordur ‘diye geçirdi içinden.Sert kılların tek tek kesildiğini duyuyor,hissediyordu yattığı yerden.Traş bıçağında kalan kılları akıtmak ve kış sabahları soğuk suyla üşümemek  için, biraz sıcak biraz soğuk akıtarak ,ılıklaştırdığı suyun her defa yüzüne değişini,sol eliyle yanağını çenesinin altına doğru gerişini ve gözlerinde birikmiş uykuyu tahminen hissediyordu.Yılların alışkanlık biriktirmesi için henüz fırsatları olmamıştı.Belki uzundur tanıdığı adamın koynunda sabah ışıklarıyla uyanmamıştı bu ilk ana kadar.

Geceyi anımsadı.Yüzünde gizlenen gölgeler arttı.Gözlerini yumdu,biraz daha uyumak için.Bu sabah kendini kandırmaya hali yoktu.

gölge

İnci gibi memelerin arasında bir tutam siyah saç idi gözünden kaçan.Altında yatan kadının sedef gibi parlayan vücudunda sinsi bir yarık gibi duran siyah saç telini,gözleri kapalı öpüp geçtiğinden olsa gerek,farketmemişti.

Gözleri kapalı olmasaydı böyle anlarda daha çok harakete geçen dikkati,tüm ilgisini dağıtıp, o saç telinin kadının vücudunu nasıl yavaş yavaş gezeceğine takılır,aldığı/alacağı zevki unutup ,gözleri kadının belli yerlerinde oyalanır ve o siyah saç telinin peşine düşerdi.

Ama şimdi kulaklarına dolan sıcak kadın nefesi ve  ara sıra yükselen inlemeler aldığı hazzı çoğaltıp,kadına daha çok sokulmak isteğini arttırıyordu.

Elleriyle yön bulmaya çalışır gibi aranıyor,kadının kaynağına doğru usul usul ilerliyordu.

Kadının elleri adamın saçlarına ve sakallarına karışıyor, ara sıra soluklanmak için duran dudaklarında geziyordu.Bacaklarının arasına aldığı adamı usulca yukarıya,dudaklarına çeken kadın,kollarını adamın gövdesine doluyor ve öpüşmelerinin içinde kayboluyordu.