Biz

Saçlarımızın arasından duyuyorduk sesinizi. Yatağa oturmuş, ayaklarımız yere değmez ve sallanırken; sizin koridordan gelen sesinizi işitip sabırsızlanıyorduk.

Saçlarımızın arasına iliştirdiğimiz kırmızı karanfili yatağın kenarındaki komodinin üzerine bırakıp, adımlarınızın yaklaşan sesine bakıyorduk.

Sakin değil, heyecanlıydık.  Özlemiştik; bu nedenle de özlemimizi gidermek istiyorduk.

Sizin adımlarınız yaklaştıkça bizim kalp atışlarımız hızlanıp, algımız kapanıyordu. Biz, sizin bize her adımınızda biraz daha körleşiyorduk. Kapkara değil, bembeyaz oluyordu etraf.

Adımlarınızın teki içeriye dalıyordu. Gözlerinizle gözlerimizi yokluyordunuz; susuyorduk.

Gözlerimizle sizi bekliyorduk, duruyorduk.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s