Hakikat

Sabah olmuştu olmasına ama uyanmıyordu inatla. Kolunun üzerinde bir o yana bir diğer yana dönüyorum. Uyanır gibi oluyor. Hemen kapatıyorum gözlerimi. Adımı söylüyor, dönüp bakıyorum. Karnımdan kavrayıp göğsüne yaslıyor. İlla hissetmeliyim teninin her halini, arkamı dönüyorum, kıvrılarak sokuluyorum her boşluğuna.

 

 

 

Sabah olmuştu olmasına ama gitmeye niyetimiz yoktu. Biraz daha uyumak nedense başbaşa kalmanın en hakiki yollarından biri gibiydi.

Sessiz haline yarı uykulu aldanıp gömüldükçe yatağa, sabah doluyordu. Kemiklerimizin üzerinden geçip saçlarımızın içine oturuyordu tüm ışık. Gözlerimiz birbirimizden başka şey göremeyecek kadar körleşemez miydi? Sabah olmasaydı, gece hep arada kalıp yürüseydi olmaz mıydı? Olmadı.

İçimden bir ses, “dua sesine aldırma” dediyse de olmadı. Sabah inadına odanın tüm köşelerine kadar sızdı, çoğaldı, dağıldı.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s