Çay

Belki daha evvel kandırılmışlığımdandır bu sorgusuz halim. Yahut aldatılmayı kanıksamış aklımın rüyalarından biridir beni kandıran, kandırmasına izin verdiğim o an.

Bir insanın gövdesinde kaybolmak gibi aslında yürüdüğün her ağacın gölgesi. Sabah olana dek. Çünkü geceleri gölgelerimiz hep daha uzun daha yıkıcı.

Çocukluğuma dair anımsadığım bir şey gibi. Yaz gelince balkon kapılarının açılmasıyla etrafta dolaşan böcekler sanki. Oturma odasının lambası ve o lambanın üzerine yerleşen böceklerin sesi. Vızır vızır kulaklarıma dolup uykumdan uyandıran binlercesi.

Başka bir şey gibi. Daha başka… Kış geldi mi balkonda edilen kahvaltı esnasında birbirine vuran çatal ve tabaktan dağılan o sesin trafiğe karışan gürültüsü, soğuk karpuz serinliği, peynirin diri beyazlığı, hepsi, balkon kapısının kapanmasıyla evin dışında kalır, yazın tekrar gelmesini beklerdi. O sırada işte odaya sıcak çay kokusu yayılırdı.

İşte ben sırf bu nedenle, o sıcak çay kokusunu anımsattığın için… Nasıl desem, tıpkı şair gibi belki de, keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s