Vapur

Dudakların dudaklarıma mı değmişti, ellerin saçlarımda mı dinlenmişti, içimizden bir gemi mi hareket etmişti; bilmiyorum…

Saat kaçtı, günlerden neydi, biz ne zaman uyumuş uyanmıştık; hatırlamıyorum. Sen mi benim yanıma kıvrılmıştın yoksa ben mi sakallarına doğru sokulmuştum emin değilim.

Sadece ellerini hatırlatıyorum; benim ellerim üzerine düşen bazı parmaklarını.

Boğulmamışız gibi, buralardan kayıp akmamışız gibi.

İlk kez kar yağmış, hava çok soğumuş, boğazdan bir martı geçmiş, vapur sesini duymuşum ne fark eder.

Bu kadar çok şey oluyor. O kadar çok şey oluyor ki. Bu kadar çok şeyin içinde insan nasıl bu kadar az kalabiliyor…

Bir yastığın ortasına kıvrılmadıktan sonra, iki kat yorganda yok olmadıktan sonra, ayaklarımız açıkta kalarak sarılıp uyumadıktan sonra, koynunun arasına yerleşip yaşamadıktan sonra, ülkemden vatanımdan ayrı kaldıktan sonra, neylesek ne etsek zaid.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s