Hırka

Elindeki narı tüm gücüyle yere fırlattı üstü başı kızıl, ayaklarına dek bin tanesi yuvarlanıyor. saçlarından bazıları parmaklarının arasında. gözlerindeki donukluğun hepsi o bin tanenin üzerinde, içinde.

sandalyeyi çekip oturuyor. kızıl bir hal yürüyor ayaklarından dudaklarına doğru. dudakları yenmekten kanamış, yara bere içinde oturuyor.

bembeyaz bir elbise var üzerinde, şiir okuduğu günlerde giydikleri gibi. paramparça olmuş nara bakıyor. yerde öylece yatan kendi yansıması var her bir tanenin üzerinde. bin tane parçadan her biri olmuş, izliyor.

Neyse…

Aklının her köşesinde başka bir söz duruyor. Asılı olanlardan birini çekip almaya yelteniyor sonra vazgeçiyor.

Cebinde kalmış bir kağıt parçası hışırdıyor. Canım bile diyemeyeceğini anımsıyor, artık bakmanın bile günah sayıldığı o zamanlarda olduğunu. Öyle olmasak, hava biraz soğuk olsa, aynı hırkanın içinde birer çay içip anlatırdık belki diye kırılıyor, parçalanıyor, nar gibi saçılıyor.

“Beni bıraktılar. Beni bıraktın. Soluk almak için güneşe çıktın.”

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s