Orta dünya

Ne yürüyorduysa sen ve ben arasında, gagasında bir parça ekmek kalmış ölü bir kuş gibi; kanadım… Ne kaldıysa sen ve ben arasında; uykusuzum.

Önümde uzayan yol gibisin, dipsiz, sonu olmayan ama illa ki aydınlık. Birbirimiz arasında bir orta dünya var; deniz hepsinden mavi, gökyüzü hep temiz.

Ellerinin arasında sakladığın bir şey var sanki; tenimin her katmanına ayırdığın, yumuşak, nefes gibi. Öptüğün tüm yerlerde biriken, yaşamayı katlanabilir kılan bir şey.

Sen uzadıkça bedenimde, senin yerine beni, benim yerime seni koyan, tek bedenin ağırlığında ikimizi var edebilen bir şey.

Gözlerinin etrafındaki çizgiler, benim sebep olduğum ve asla benim yüzümden belirmeyecek çizgiler gibi…

Kanadım.

Bir kadının bir adama tapması, bir adamın bir kadına sığınması, bir kadının bir adamın koynunda yaşaması, bir adamın bir kadının belinin kıvrımında soluklanması…

Kanadım.

Hem ölmek hem yaşamak gibi, avucunun arasında sakladığın camdan bir gül destesi, elleri ve kolları olmayan, dudakları kayıp, gözleri hep iri bir duygu hali. Ellerinin arasındaki benim sana dair biriktirdiğim, sakladığım, kıyamadığım her şeyin kendisi.

İnsan ömrü kaç yıla sığabilir, kaç gün içinde bir rüya bitebilir, güller günde kaç defa renk değiştirebilir?

 

379154_10150450799909912_1615127869_n

Fotoğraf: Burcu Çelik Dikmen

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s