Kaltak kader

Eğer, biz korkuyorsak yalnızca kendi gövdemizden, kimse konuşmamalı. Bizden başka herkes hükümsüz sayılmalı.

 

Eğer kan gövdeyi götürüyorsa ve bağırıyorsak ‘hak hukuk, can ve canan’ diye; aynı meydanda duruyorsak ayazda, üşümeden, korkusuzca, sen bana bakmalısın inadına.

Gözlerin benim hududunu kendi emeğimle çizdiğim memleketim olmalı ve ellerin, kanımızı birlikte sildiğimiz günkü gibi güçlü, kırılgan ve özlem dolu durmalı.

Kocaman bir hançer dahi olsa önümüzde, sırtımız birbirimizinkine vurmalı, birbirimizi böyle korumalıyız sessizce.

Eğer, korkuyorsan benden, kirpiklerimi tek tek sayıp, gözlerimin içine dek bakıp söylemelisin bunu. Korkuyorum demelisin. Sonra belki, eğer istersen yine gidebilirsin.

Ama, ben hem kendi hem senin meydanında binlerce kez yenilmekten gocunmuyorsam, kaderin kaltaklığına boyun eğmek zorunda bırakılıyorsam,  sen de bana bundan daha fazlasını borçlusundur, bilesin.

Çünkü ben, senin yalnızca rastladığın biri değil, ömrümün hepsinde seninleydim.

Eğer, sen mavi bir at olup dolanıyorsan kıyılarımızda, illaki öpmelisin beni, bilhassa dudaklarımdan.

Zaman senin sandığın gibi dümdüz bir çizgi değil. Ben seninle geçirdiğim dakikanın her bir adımında senin peşindeydim. Zaman senin zannettiğin gibi dümdüz bir çizgi değil. Zaman salt geçmiş değil. Geçmişin gölgesi uzun diye geleceği kaplayacak değil.

Emekse, senin zannettiğin gibi vaktin, ömrün büyük bir kısmını vermek hiç değil.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s