Rüya’m

Çok güzel açıyordu çiçekler. En sevdiğim mevsimlerden biriydi. Akşam üzeri, haberim yokken senden, çıkagelmişsin gibi.

Hayal kurmak benim işim bundan sonra, mesaimin en kıymetli anları. Uzanıp yatağıma, ne zaman gece olsa ve gök kararsa, bize dair bir hayal kuruyorum böylece rüyamda seninle dizdize oturuyor, elele konuşuyoruz birbirimizle. Durmak en büyük günah, durmadan seviyoruz birbirimizin kirpiklerini.

Sabaha karşı arıyorsun beni, geldim diyorsun. Yatağımda başlıyorum sanırım ağlamaya. Koşa koşa kucağına doğru yola çıkıyorum. Seni görüyorum ötede, başın hafif sağa eğilmiş, gözlerin hafif kısık, içinde salt ben. Gülümsemek hiç o anki kadar güzel olmamıştı ya da ağlamak. Yanına varıyorum, kıpırdamadan seyrediyoruz birbirimizi. Ayak uçlarımız değmek istiyor birbirine. Dokunmak öyle zaruri ki bakmak yetiyor birbirimize; bakmak hiç yetmiyor, bedenlerimiz illa dokunmak istiyor birbirine.

Kucağına alıyorsun bedenimi, saçlarımdan başlıyorsun öpmeye. Kucağın benim coğrafyam, doğduğum ve öleceğim yer, gün ölene dek kalıyorum orada.

Nefesini çekiyor canım, veriyorsun biraz, sıcacık. Dudaklarım, uzundur hasretini çektiğim kirpiklerini öpüyor, tek tek seviyorum her yerini.

Elini alıyorum avcuma, yanağıma bırakıyorum bir kısmını, kalanını da saklayıp başlıyoruz yürümeye. Hangi memlekette olduğumuzun önemi yok, o gece rakı içeceğiz karşılıklı.

Koynuna sığınıyordum rüzgardan kaçmak için, ben üşüdükçe bedenin kavrıyor bedenimi, ısıtıyorsun beni.

O gün, gün ölene dek yürüyoruz sadece. Ellerin benim hakkım, hiç bırakmıyorum. Çay içiyoruz sonra simit bölüşüyoruz. Bir güzel manzara bulup önüne kuruluyoruz, seyretmek ne güzel. Sessizce paylaşıyoruz tüm dertlerimizi, hafiflemek ne güzel.

Birer çay içiyoruz, uzanıp kıyıya, birbirimizi seyre dalıyoruz.

Sabaha dek izliyorum seni, kapkara gövdeni, gecenin içinde yitişini. Sonra iki bedenin ağırlığını bir tek gölgeye sığdırıyoruz, gün doğuyor. Yeni gün, yine benimsin, gitmiyorsun.

Küçücük bir mutfağım var, peynir çıkarıyorum, çay demliyorum. Gazete okuyoruz. Ayrılmak yok, yanyana uyuyoruz. Konuşacak ne çok şey var, birbirimizin gözlerini izliyoruz eskisi gibi.

Sabah oluyor her kirpik gölgesinde, sabah oluyor avuçlarının içinde.

Uyuyoruz. Sabah oluyor, uyanıyorum.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s