Karanlık masa

Karanlık bir oda, odanın içinde tahta bir masa. İçerisi nemli, rutubet kokuyor. Elleri dizlerinin üzerinde, başı yere eğilmiş bir kadın, masanın yanındaki tahta taburede oturuyor. Ondan başka kimse yok. Korkmuyor, yalnızlıktan korkmuyor. Bedeni beyaz, saçları uzun, kirpikleri kıvrık bir kadın. Elleri ufacık, dizlerinin üzerinde duruyor. Konuşmuyor, odada salt onun nefes alış verişleri. Ara sıra hızlanarak devam ediyor soluk almaya. Boğazında kocaman bir yumruk, göğüs kafesine vuruyor. Karnına kocaman bir tekme yemiş gibi sırtı kambur oturuyor. Güçsüzlük ne beter şey, ayakları sızlıyor.

Odada tek başına oturan kadın sürekli kendisiyle konuşuyor. Bazen bir çığlık sesi taşıyor dışarıya bazen ağladığını duyanlar oluyor.

Dönüp dolaşan, bedenini kanırtan, yumruklarla boğuşturan şeylerden bahsediyor. Aklı uyuşmuş gibi, dışarıdan gelen sesleri uzundur işitmiyor.

Aklında yaşayan hep aynı soru, hep bambaşka yanıtlar.

Vazgeçilmek de varmış çünkü kaderde. Peki ama niye?

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s