Gülün dikeni

Elleri ellerimin üzerinde, kucaklayarak yürüyorduk tüm yolları; tek tek. Avuçlarımın arasında biriken pislik, bedenimi kazıdığım toprak. Elleri ellerimin üzerinde, bekliyorum çiçeklendiğim yerde. Takvimsiz ve sualsiz sürebiliyormuş gece, dün gece.
Ankara’dan nefret ediyorum. Veren ve geri alan. Ankara’dan geceleri daha çok nefret ediyorum. Pencerenin önünde birbirimize dokunmadan ayağımızın ucuna kadar serilmiş şehrin ışıklarını izlediğimiz o son gece geçiyor aklımdan. Uzayan ve kısalan adımlarımız, koşulsuz duraksamalarımız, yoğruluşumuz asılıyor aklımın bir yerine. Kalbim nasıl ağrıyor, nasıl sıkışıyor bir bilsen.
Kocaman bir ağacın gölgesindeyim, kar yağıyor, soğuğu artık sevmiyorum. Adımlarımız yavaşlıyor, geriye dönüyor bakışların.
Ankara’dan öğle saatinde nefret ediyorum. Gülün dikenleri parmaklarıma batıyor. Gizleyemiyorum. Bilmediğim ne varsa çoğalıyor. Bildiklerimin hepsi teferruat. Sabah oluyor yine unutuyorum. Adımın ilk harfiyle başlıyordu alfaben. Elif gibi başlıyordu her hece. Kelimeleri doğuruyordum ben, nakış gibi işliyordun sen. İsmini çocukluğumdan beri erkek evladıma niyet ederdim. Herşeyi yitirdim. Sabah oluyor, uykunun üzerini yorganla örtmüşler, bizim üzerimizde yalnızca birbirimizin elleri, kirpikleri ve kelimeleri. Uzun uzun bana baktığın gecelere hasretim. Uyku amansız, nankör. Yalnızım.

20130216-203306.jpg

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s