üç kuruşluk halimiz

durduğumuz bir gök var,

aynı adımların altında. büyük bir ağacın altında

uzanıyor ve uzanıyoruz.

kolların arasına sıkışmış bir şey var, adı ne olursa olsun ben değil.

gözlerinin altında birikmiş her şey, tuzlu, yalnız.

üzerimizde çiğden bir örtü

ve yarım yamalak kalmış onca cümle.

yazık nedir en çok ben biliyorum, sense..

gün oldu.. hangi kuşun ağzından döküldü anımsamıyorum.

orta dünyada kaybolup, eteklerimi sıyırarak belki,

önce cemal süreya çalacak kapımı, sonra

sonra belki sen.

sen yitirdiğin onca anı için ağlamalısın bence şimdi.

çok güzel iki evladından olduğun belki adını senin koyduğun

belki benim doğurduğum çok güzel iki evladından oldun.

durmamakla başlıyordu herşey. bıkıyorum.

durmuyor ellerimiz. ellerine hep bir şeyler veriyordum;

küçük şiirler önce, sonra kocaman bir kara atkı,

sonra ellerim, sonra dudaklarım.

ellerime ellerini bile koyamadığın bir anı var aklımda, yırtılarak duruyor orada. sarılıyoruz.

sonra sarılıyoruz. üşümek dediğin üç kuruşluk şey. bize uğramıyor.

ve fakir olmanın köşeyi dönememekle bir alakası yok; bunu sadece biz ikimiz anlıyoruz.

Görsel

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s