su

konuş. çocuk. konuş.

sandalyeye sırtını dayamadan oturuyor. dizlerini birbirine değdiriyor bazen. duruyor. kafasını kaldırmıyor. dizlerini birbirine vuruyor bazen. acımıyor. acıtmıyor.

elleri diz kapaklarının üzerinde, ovuşturarak bekliyor.

saçlarının bir kısmı omuzlarından dökülüyor göğsüne. kocaman bir yara açılmış, gizlemeye çalışıyor.

göğsünde kocaman bir yara açılmış, saçları kapamaya yetmiyor.

göğsünde kocaman bir yara açılmış.

duruyor.

hangi laciverdi daha çok sevdiğini anımsamıyor artık. gözlerinde duranı mı yoksa dudaklarından akanı mı bilmiyor.

anımsamıyor.

kirpiklerinin ucunda kıpkırmızı bir gölge var. çemberin içine giriyor ama çıkamıyor.. ayakları, ayak uçları, ayak parmak uçları.

saklanıyor.

yürüdüğümüz, içtiğimiz, susuzluğumuz…

acıkmışım. akşam oluyor, olmasa?

http://www.youtube.com/watch?v=fMx5kYMBsDA

Advertisements

-mişli geçmiş zaman

http://www.youtube.com/watch?v=pyM-g8GpPPA&feature=share

şöyle oluyormuş; önce ışıklar kapanıyormuş, sonra rakı yavaş yavaş bardağa boşalıp su ile buluşuyormuş. sonra en acıklı şarkılar başlıyormuş çalmaya. gözünden önce bir iki tane, yani sayabileceğin kadarı dökülüyormuş. sonra işte, okulda sayı saymaya dair öğrendiğin ne varsa unutuyormuşsun, onca gözyaşının sayısını şaşırıp sürekli ‘hı’ diyormuşsun. garip bir inleme hali gibi, yanıt verir gibi. sanki o ismini söylemiş de sen karşılığında ‘hı?’ diyormuşsun gibi sürekli bir inilti hali oluyormuş insanda. içtiği rakı düğüm düğüm büyüyormuş boğazında.

aklında sadece bir tek an yankılanıyormuş: ‘vazgeçme’ dediği o an. dün gibi, hayır, iki dakika öncesiymiş gibi anımsıyormuşsun. ‘vazgeçme benden’ diyormuş sana yine. ellerin dizlerinde ve gözlerin yerde, üzerinde biriken herşeyle vazgeçmemek için duruyormuşsun, duruyor ve susuyormuşsun. susuyor ve. susuyormuşsun işte.

sabah olsa, bu gece burada dursa, yaşanmamış saysak? korkuyorum.

korku çirkindir. aynaya bakamıyorum. tükürüyorum sağa sola. ağzımda o denli iğrenç kelimeler ve onların tohumunda bekleyen öfke, irin, nefret ile tükürüyormuşsun sağa sola. geçmiyormuş, bitmiyormuş.

geçmişindeki her lanet leke bugününe dek sıçrıyormuş. durmamak istiyormuşsun. belki sadece yazmak. yazmaktan başka neyin var, soruyormuşsun. bu gece zaten yeterince ağır, kirli. belki pas tutmuş yine herşey, o çivi batmış parmağına sen küçükken, kanamamış, korkmuşsun ama öleceksin diye.

korkmuşsun sadece.

Anamızın memesi

Bir de böyle durduğun bir odada yapayalnız, böyle yapayalnız durursun o odada. Kimsesizlik çirkin bir iş. Yine de ciddiye alırsın. Odanın karanlığını gözlerinle parçalamaya çalıştıkça yani, gereksiz ciddiye alırsın. İki kişi uzanmazsın artık yatağa.
Mevsimi kollayarak uyursun, bazen, tek başına.
Yapraklar vardır dışarıda, yapraklar var. Pencereyi açık bıraktığın anda gelip boğazını sıkacaklar. ölümüne bahar gelmiş desene, yapraklar var, yemyeşil dışarda.
Rüzgarla aran nasıl bilmiyorum. Rüzgar da vardır dışarıda. Sığınacak bir beden yoktur yanında. Tırnakların bitmiş, etlerini yemeye başlamışsındır aslında. Titreyerek. Bacaklarını açıp kapayarak.
O ana tutunmakla başlar herşey, bilirsin. Lakin tutunamayacak kadar tecrübelisin, kahretsin.
Evsiz, kimsesiz ve çok sessiz bir sabah, aklına gelen tüm arabesklikle parçalamaya çalışsan dahi, içinde hep aynı rezil düşler, endişe ve pislikler. Biz hepimiz aslında dünden ve anamızın memesini ısırdığımız o dakkadan beri iğrenciz. Biliriz.Geçmişten arınamamış pislikler, pislikler, pislik.

Canı

Biraz canımız sıkkın, sonra hayli yorgunuz. Yaklaşık birkaç bin yıldan beri koşturmuşuz, susmuşuz, yorulmuşuz.
Bazı izlerin çoğu düşlerin peşinde gezinmişiz, becerememişiz. Adımızı koydukları o günden beri, sen benim adımı terk ettiğinden beri ya da ve yahut sesini günlerdir daha az işitiyor olduğumdan sebepli üzgünüm, evet mutsuzum, yani canım da sıkkın. Maalesef. Feci hüzünlüyüm. Kaç yaşındayım? Kaç yaşından beri gözüme sürme ile yaşı birlikte çekiyorum, ellerim dizlerimde başını göğsüme yaslıyorum, yani yaslamak istiyorum ve yaslıyorum, yaslıyorum.
İşte aradan henüz kaç yüz dakika geçti bilmiyorum. Ama çok erken, hissediyorum. İpin ne yazık bir ucu bende. Çok çekiştiriyorum belki de ama ve yahut veya biliyorum, henüz bunlar için, yani canım, güzelim demelisin bana, canım, bunları hissetmek için çok erken diyorum. Duyuyor musun? Canım, dediğim gibisin canım, can yanımdan birisin lakin, canım, canımı yakıyorsun, canım, yanıyor, lakin, canım, canımı yakmamalısın.

20130401-223606.jpg