Anamızın memesi

Bir de böyle durduğun bir odada yapayalnız, böyle yapayalnız durursun o odada. Kimsesizlik çirkin bir iş. Yine de ciddiye alırsın. Odanın karanlığını gözlerinle parçalamaya çalıştıkça yani, gereksiz ciddiye alırsın. İki kişi uzanmazsın artık yatağa.
Mevsimi kollayarak uyursun, bazen, tek başına.
Yapraklar vardır dışarıda, yapraklar var. Pencereyi açık bıraktığın anda gelip boğazını sıkacaklar. ölümüne bahar gelmiş desene, yapraklar var, yemyeşil dışarda.
Rüzgarla aran nasıl bilmiyorum. Rüzgar da vardır dışarıda. Sığınacak bir beden yoktur yanında. Tırnakların bitmiş, etlerini yemeye başlamışsındır aslında. Titreyerek. Bacaklarını açıp kapayarak.
O ana tutunmakla başlar herşey, bilirsin. Lakin tutunamayacak kadar tecrübelisin, kahretsin.
Evsiz, kimsesiz ve çok sessiz bir sabah, aklına gelen tüm arabesklikle parçalamaya çalışsan dahi, içinde hep aynı rezil düşler, endişe ve pislikler. Biz hepimiz aslında dünden ve anamızın memesini ısırdığımız o dakkadan beri iğrenciz. Biliriz.Geçmişten arınamamış pislikler, pislikler, pislik.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s