utan.

öyle, canım sıkılıyor. oturmuşum, içtiğim her yudum boğazıma takılıyor. hiç tanımadığım bazı gözler, yüzler, eller etrafımda. sanki suçlusu benim. evet, suçlusu aslında benim. canım sıkılıyor. hiç bilmediğim kayıp duygusu ne zaman doğdu nasıl büyüdü içimde bilmiyorum. tanımadığım çok kişi var, hepsinin yasını tutuyorum. kendimi kimsenin yerine koyamıyorum. o kadar uzak ki bana onların yüzleri, tanımıyorum ve kendimi hiçbirinin yerine koyup acıyı kendime eş değer tutamıyorum ama yanıyorum. oturduğum yerde oturuyor olduğum ve bundan başka hiçbir şey yapamadığım, bu yazıyı bile yazmanın ‘yaşamak’ sayılmasından ötürü utanıyorum, yanıyorum. ciğerim sızlıyor. yemin ederim çok fena çok beter bir yangın bu ve ben ancak sıcaklığını hissediyorum, uzaktan. onlara o kadar yakın olsaydım eğer, birinin anası, sevgilisi ya da küçük kardeşi mesela, ben bu acıyla yaşayamaz önce dünyayı sonra kendimi yıkardım eminim.

ben şimdi de bu acıya dayanamıyor ama sabrın bir halini uydurup teskin olmaya çalışıyorum ve bundan utanıyorum. çok utanıyorum yasımı dindirebileceğim için utanıyorum. belki unutmayacağım onların hiçbirini ama gün gelecek, yaram kapanacak diye çok utanıyorum.

elimden bu yazıyı yazmaktan ve bunu kendi kendime okumaktan başka bir şey gelmediği için de..

Advertisements