sinedeki yara

http://www.youtube.com/watch?v=_gNzKqqXJ7s

yalan, biliyor musun. elbet biliyorsun. keşke bilmesek. ilk aşk dediğin neden böyle beter biliyor musun? elbette biliyorsun. nasıl geçmediğini bildiğin gibi, bazen uyurken mesela, yorganın içine nefesini bırakıp yalnız değilmişsin gibi yapman gibi, adın gibi. biliyorsun..

içini nasıl yarıp atıyor..

bu dünyada ne varsa, bu dünyada ne varsa  içini nasıl yarıyor; hepsini biliyorsun.

Görsel

Advertisements

Durursam eğer

Çok yavaş ve çirkin, çok yavaş ve çirkin batıyor. Batıyor gün, güneş. Kırılmadık şey bırakmıyor. Bazen bu kadar, bazen bu kadar berbat işte cümleler. Bazen böyle, hep o içinden çıkılamayan rüya gibi, tüm gün süren baş ağrısı.

Bazen böyle küçük, küçük ve özensiz herkes. En sevdiğin bir tanesi bile sığınmanın çok uzağında bazen böyle. Tıpkı o berbat rüya gibi. Arada milyon tane duvar var, görmüyor musun? Bakma öyle aval aval. Görmüyorsun.

20130805-202959.jpg

 

Durursam eğer, düşeceğim.

Tıpkı o berbat rüya gibi. Bazen bitmiyor, keşke bitse herşey ama bazen hep sürüyor. Her şey ritmini yitiriyor. Sen ve ben çırılçıplak, gövdemiz yamuk yumuk, yüzümüzde kocaman birer yara belki de, bu kadar karanlık bir odada, başbaşa, ağlamadan, ağlayamadan, duruyoruz. Birbirimize sarılmak ne mümkün. Bir daktilonun tik takları var önce aramızda, sonra duvardaki saat, sonra iki de bir damlayan çeşmenin sesi, sonra dışarıda duran ve çoğalan ve duran ve çoğalan ve duran ve çoğalan herşeyin sesi. Senin aklın sanki hep o seslerde. Ben bağırıyorum odada. Odada bağırıyorum ben. Bağırıyorum ama duymuyor gibi kimse. Ve herkes sağır. Ve herkes kör ve herkes ve sen ve sen ve sen duymuyorsun. Ve ben ve ben ve ben. Duyuyor musun?