Durursam eğer

Çok yavaş ve çirkin, çok yavaş ve çirkin batıyor. Batıyor gün, güneş. Kırılmadık şey bırakmıyor. Bazen bu kadar, bazen bu kadar berbat işte cümleler. Bazen böyle, hep o içinden çıkılamayan rüya gibi, tüm gün süren baş ağrısı.

Bazen böyle küçük, küçük ve özensiz herkes. En sevdiğin bir tanesi bile sığınmanın çok uzağında bazen böyle. Tıpkı o berbat rüya gibi. Arada milyon tane duvar var, görmüyor musun? Bakma öyle aval aval. Görmüyorsun.

20130805-202959.jpg

 

Durursam eğer, düşeceğim.

Tıpkı o berbat rüya gibi. Bazen bitmiyor, keşke bitse herşey ama bazen hep sürüyor. Her şey ritmini yitiriyor. Sen ve ben çırılçıplak, gövdemiz yamuk yumuk, yüzümüzde kocaman birer yara belki de, bu kadar karanlık bir odada, başbaşa, ağlamadan, ağlayamadan, duruyoruz. Birbirimize sarılmak ne mümkün. Bir daktilonun tik takları var önce aramızda, sonra duvardaki saat, sonra iki de bir damlayan çeşmenin sesi, sonra dışarıda duran ve çoğalan ve duran ve çoğalan ve duran ve çoğalan herşeyin sesi. Senin aklın sanki hep o seslerde. Ben bağırıyorum odada. Odada bağırıyorum ben. Bağırıyorum ama duymuyor gibi kimse. Ve herkes sağır. Ve herkes kör ve herkes ve sen ve sen ve sen duymuyorsun. Ve ben ve ben ve ben. Duyuyor musun?

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s