cennet

ellerimiz kupkuru çocuk. avuçlarımın arasından akan toprak yüzünden, elimi bıraktın diye değil.

gözlerimden ne çok şey dökülüyor çocuk, dudaklarım nasıl kan revan. çok güzel beddualar varmış, anamın, babamın savurduğu. ben yapamıyorum. henüz yiyip bitirmedim tasavvufu o denli.

yüzüne tükürülecek kaç tane ulu var bilmiyorum. bin tane olmasını umuyorum. bir tanesi seni hep mutsuz kılacak bir tanesi bizi başka bir yerde kavuşturacak bir tanesi bedenimizin üzerine konacak bir tanesi yırttığımız sayfaları toplayacak biri kalem verecek biri yazıyı yazacak biri susacak biri bakacak biri öpecek.

bin tanesinden biri muhakkak duyacak ve anlayacak; çözecek. bitirecek.

bu boşluğa düşmek zorunda mıydık çocuk? aşk diye kandırdılar bizi. halbuki dibi olmayan bir kuyuya fırtlatmışlar bizi, yere çakılmak ne mümkün!

hepsi senin suçun çocuk. bu yalanların, bu doğruların, bu rakıdan bile ak doğruların hepsi senin suçun; biliyorsun.

aptallığımızı seçemedik, kocaman bir yırtık var, ne çok sevdik, illa birleştirmek istedik. aptallığımızı seçmeliydik. seçemedik.

allahım ayakların ne güzel, allahım bana yürümesi için varlar, allahım ellerim ne küçük, allahım onun tutması için varlar.

gözlerimi kapatınca, kirpiklerimin altında kalan karanlık, kapkara bir cennet aslında. durmadan seviştiğimiz o yer, en yeşil zehirden bile beter.

yaşlılığı seçtik; seçtik seçeli, ne kadar alameti varsa bu çirkinliğin üzerimize çullandı. onca lanet ikimiz için yaratılmış. oysa ki aptal olsaydık çocuk, o lanetler bile gül tanesi olurdu üzerimizde.

http://www.youtube.com/watch?v=YZteeTNqnZs

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s