eve varmak

ayakkabılarının içine giydiği kat kat çorap, anasının geçen sene kalın yünden ördüğü patik bile ıslanmıştı. ellerini ağzında, burnunu kapatmış, adımlarını açabildiği kadar büyük açarak eve gidiyordu.  sırtında, içinde kendisinden sonra kardeşi de kullanacağı için karalamadan kullandığı okul kitapları ve sayfalarının ucu birbirine karışmış biri çizgili biri kareli iki tane küçük boy defteriyle ağırlaşmış, geçen sene başka şehirlerden gelen eski sırt çantasını taşıyarak yürümeye çalışıyordu.

kar kalındı. her adımında daha çok batıyordu. her defa daha yükseğe kaldırıyordu ayağını. yorulmuştu.

camii’ye varana kadar iyiydi de ondan sonrası kötüydü işte. camii’ye kadar birlikte geldiği arkadaşları evlerine dağılıyor, o tek başına kalan yolu yürüyordu. evleri, köye en uzak olan evlerdendi. zamanında anası babasına kaçınca, dedesi köyde barındırmamış ikisini de. anası gebeymiş. babası kızını reddetmiş. vuracakmış aslında, töre öyleymiş. babası, yani aslında anasının amcasının oğlu vuracakmış anasını ama yapamamış. çok sevmiş anasını, kıyamamış. vurmaya götüreceğim diye çıktıkları köye nikahlı dönmüşler. dedesi kabullenememiş elbet. istememiş ikisini de köyde. bunlar da, başka yer iz bilmediklerinden köyün en uzağına kurmuşlar evlerini. gel zaman git zaman köylü kabullenmiş ama dedesi hala ne anasını ne de babasını istemiyormuş. bayramdan bayrama gittiği baba evinden de ağlayarak dönüyormuş anası hala.

parmak uçları sızlamaya başladı o sırada. ağzına alıp ıslattı biraz, daha fena oldu. az kalmıştı ama yürüyecek dermanı da tükenmişti artık. sobanın sıcaklığı geçti içinden, ürperdi. birden hızlanmak istedi ama kara saplanmaktan başka işe yaramadı. çekemiyordu sol ayağını. sağ ayağı önde sol ayağı arkada kara saplanmış, hareket edemiyordu. önce panikledi, korktu. sonra babasının anlattıkları geldi aklına. ayağını kıpırdatıp saplandığı yeri genişletmeye başladı. çukur genişledikçe bacakları birbirinden ayrılmaya başladı. sırt çantasını çıkarttı. öndeki ayağını geriye geridekini de öne doğru ittirmeye çalıştı. çok zordu çünkü boyu diğerlerine göre daha kısaydı. “anama bağırsam sesimi duyar mı?” diye düşündü:

anaaaaaaaa anaaaaaaaa

birkaç kez bağırdı, o bağırdıkça sesi büyüdü, yankılandı sonra da yavaş yavaş azaldı.

daha çok yol vardı eve kadar. anası aşağıdaki yolda bile olsa sesini duyamazdı.

olduğu yere oturmak istedi ama oturursa kalkamazdı. çantasının ucundan tutup kendini çekmeyi denedi. arkadaki ayağı çıkıyordu biraz. daha fazla uğraştı ama çok yorgundu, acıkmıştı,  ayakları o kadar çok ıslanmıştı ki sert bir acıdan başka bir şey hissetmiyordu.

çıkardı çıkmasına ama bir gayret güç lazımdı. hali yoktu. eve gidip sobanın dibinde uyumak istiyordu sadece. bir de ekmeğin üstüne kuru biber koyup yemek. karnı guruldadı. yerden kar alıp çiğnedi biraz. susuzluğu gitti.

ayaklarını oynatmaya devam etti. arka ayağı iyice yaklaşmıştı artık. kaldırmayı denedi, olmadı. ıslak çorapları donmaya başlamış, ağırlaşmıştı. kıpkırmızı olmuş elleriyle karın içine girip kaldırmaya çalıştı ayağını. olmak üzereydi. elleri sızlıyordu. dayanamadı bıraktı ama işe yaramıştı.  ayağını çıkarabilecek gibiydi. bir güçle kaldırdı arkadaki ayağını karın üzerine uzattı, bu defa basmadı. şimdi oturup diğer ayağını kazıyacaktı yerden.

oturmasıyla kara saplanması bir oldu. çabuk çabuk küredi diğer ayağının saplandığı yeri. önünü iyice açmıştı. şimdi çok derin olmayan bir yere basıp kalkması gerekiyordu. önce sırt çantasını aldı sırtına sonra ağırlığını öne verip kalkmaya çalıştı yerden. hızlanmaya çalışarak devam etti. ayakları ağırlaşmış elleri acıyordu. az kaldı dedi.

az kaldı.

evde tüten sobanın dumanını  düşündü. sobaya attığı kağıdın nasıl tutuştuğunu hayal etti. kara saplanmasaydı birazdan evdeydi. anası kapının önünde soymaya başlayacak, ellerini koynuna alıp ısıtacaktı. sobanın önünde donuna kadar çıkartıp sıcacık ettiği pijamalarını giydirecekti. sonra eline biraz yağ sürecekti, kanayan yerleri silecekti. kuru biber koyup verecekti ekmeğin içinde. sobadaki ateş çııtırdarken uyuyacaktı biraz. babası gelene kadar. sonra ödevlerini yapacak, annesinin sobanın yanına serdiği döşeğin içinde uyuyakalacaktı.

ImageImage

tumblr_mghdsi5X271rebyxvo1_250 Van’da-Konteynırda-Kar-Altında-Kalan-Depremzedeler-Yaşam-İçin-Direniyor

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s