Ez u Tü

 

– Gitme Ezu. Kal. Sen gidersen ben ne yapayım Ezu; gitme.

Ellerin arasına düştü gözündeki yaşlar Hewi’nin. Kirpiklerinden sallanıp dizinin üzerinde duran ellerinin arasında birikmeye başladı. Gözünün yaşı, dediklerine karışıp damla oldu aktı avuçlarının içine.

Boğazında bir düğüm var Hewi’nin. Karnına birisi yumruk atmış da sırtını iki büklüm etmiş gibi oturuyor Ezu’nun karşısında. Elinde olsa ayaklarına kapanacak. Başı dik, gitme diye yalvarıyor.

Ezu’nun sırtı kambur, kafasını önüne eğmiş bakamıyor Hewi’nin gözlerinden içerisine. Biliyor orada evleri var, bakarsa yıkılacak, yıkacak.

Sigarasından derin bir yudum çekip, neke Hewi neke, diyor kafasını kaldırmadan.

– Böler ekmeği yeriz Ezu. Sen gidersen ben ne olurum burada. Beni bırakma Ezu’m. Beni sensiz koyma.

İçeriden Latif’in sesi geliyor ağlamaklı.

– Anaa, anaa!

 

Gözünün yaşını başındaki örtüye silip çocuğun yanına varıyor Hewi;

– Korkma korkma, burdayız. Hadi uyu.

– Babam burda?

– He, o da burda. Hadi uyu.

Çocuğun sırtını örtüp geri dönüyor Ezu’nun yanına. Karşısına geçip dizinin üstüne oturuyor Hewi.

Hiçbir şey demiyor bu defa; başını yerden kaldırmıyor.

 

Ezu, doğruluyor oturduğu duvarın dibinden.  Hewi’ye bakıyor uzun uzun. Kaç yıl evveldi babasının evinden kaçırıp almıştı Hewi’yi. Kaç yıl olmuştu. Bensiz ne olacaklar diye kavruluyor ciğeri yine. Hewi’nin gözlerindeki evlerine bakıyor. Yalnız, bir başına bakıyor:

 

– Gelecem Hewi’m, dedi, gelecem.

 

 

 

 

 

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s